Uzak Dünya – Patricia Engel’in Öykülerinde Kaybolmak


📖Merhaba sevgili okuyucum, MaCheri!

Bugün seninle,son okuduğum kitap olan Uzak Dünya'yı paylaşmak istiyorum. Patricia Engel'in bu kitabı,on öykünün derlemesiyle oluşturulmuş bir roman ancak  tam da yalnızca on öyküden oluşan bir derleme değil; aynı zamanda sınırların, aidiyetin ve göçün insan ruhunda açtığı derin yaraların aynası. Kitap, okuru farklı coğrafyalara taşıyor: Kolombiya’dan Küba’ya, Miami’den New York’a… Fakat bu yolculukta asıl görülen manzara şehirler değil, insanların iç dünyaları oluyor.

Engel’in öykülerinde karakterler, yalnızca ülkeler arasında göç etmiyor; kendi ruhlarının sınırları içinde de dolaşıyor. Kimi sevdiği insanı kaybetmenin acısıyla boğuşuyor, kimi yeni bir ülkede kendine yer açmaya çalışıyor, kimi ise geçmişinden kurtulamamanın ağırlığını taşıyor. Öykülerde ortak olan duygu, sürekli bir yerinden edilme hâli. Engel bize, göçün yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir deneyim olduğunu gösteriyor.


🖋️Dil ve Anlatımın Gücü

Engel’in dili şiirsel, ama aynı zamanda son derece yalın. Cümleler süslenmiş değil; doğrudan kalbe dokunan bir sadelik taşıyor. Bu sadelik, öykülerin yoğun duygusunu daha da görünür kılıyor. Bir cümleyle bile, bir karakterin yıllarca taşıdığı acıyı hissetmek mümkün oluyor. Onun kaleminde göçmenlik, yalnızca politik ya da sosyolojik bir mesele değil; insanın özlemleri, korkuları ve hayatta kalma çabasıyla yoğrulmuş bir varoluş biçimi.

🪢Öyküler Arasındaki Sessiz Bağlar

Her öykü bağımsız görünse de, aralarında incecik iplerle kurulmuş bağlar var. Hepsinde ortak olan yalnızlık, aidiyet arayışı ve umut temaları, kitabı bir bütün hâline getiriyor. Örneğin bir öyküde sevginin eksikliği hissedilirken, diğerinde sevgi için verilen büyük bedeller anlatılıyor. Böylece okur, öyküler arasında görünmez bir yolculuk yapıyor.

📚Okurda Bıraktığı İz

Uzak Dünya, okuru yalnızca karakterlerin hayatına tanık etmiyor; aynı zamanda kendi hayatına da ayna tutturuyor. Bizim de taşıdığımız küçük göçler, kayıplar, özlemler hatırlatılıyor. Bu yüzden kitabı bitirdiğinizde, yalnızca Engel’in kahramanlarını değil, kendi iç dünyanızı da düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Sonuç: Sessiz ama Derin Bir Kitap

Patricia Engel, büyük gürültüler çıkarmadan, incelikli bir şekilde anlatıyor hikâyelerini. Uzak Dünya, “büyük olaylar” kitabı değil; ama küçük anların, içsel kırılmaların, görünmeyen yaraların kitabı. Ve belki de bu yüzden, etkisi daha uzun sürüyor.

🫀📚Bende Bıraktığı İz

Ben kitabı elime aldığım andan itibaren çok sevdim aslında. Kitabın sayfaları bile çok hoşuma gitti. Yumuşacık sayfalara basılmış bu kitabı okumaya başladığım anda ise çok daha fazla sevdim.

On öykünün her biri beni tamamen içine aldı. İlk öyküde kendimi Salma'nın yerine koydum. Benim ikizimin başına bu olay gelseydi,ailemin içsel çatışmaları bu şekilde olsaydı ben ne yapardım diye düşündüm. Aida gibi umutlu mu olurdum yoksa Salma gibi sessiz mi kalırdım? 

Paz'ın yerinde olsam, evlenmek için yüzüğe gerek olmadığını düşünür müydüm gerçekten? Ya da Fausto'nun yerinde olsam öyle pis işlere bulaşır mıydım  para için? Tüm o paraların sonunda bende olduğunu gördüğümde onu bağışlar mıydım? Fausto'yu bekler miydim yıllarca? Bilmiyorum. Kimse yargılamasaydı,önlerine engeller çıkmasaydıya da Silvio, Paz ve Fausto'ya destek olsaydı bunlar gelir miydi başlarına? Benim fikrimi sorarsanız; mutlu bir hayatları olabilirdi. 

Ben de çok büyük bir duygusal boşlukta olsam,bir ajansa kayıt yaptırır mıydım bir adamla eşleşmek için? Evlenmek için acele eder miydim? Ya da önceki ilişkilerimden yaşadıklarım yüzünden,şimdi hayatıma aldığım kadından da şüphe duyar mıydım? Değerini bilmediğim eşimin değerini ölüm döşeğindeyken mi anlardım?

İki kadını birden iadere edecek kadar karaktersiz biri olsaydım kimi seçerdim? Ben de mi en çok hangisini sevdiğimi bilemezdim ya da ülkeden kurtulmak için imkân sağlayanı mı seçerdim?

Vücudunuza bir sürü para yatırdıktan sonra paramparça olduğunuzu hayal etsenize. Ben etmek istemiyorum çünkü çok korkunç.

Ya abimin kemikleri mezarından çalışan kişi ben olsaydım?

Bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir oturdum,kahvemi yudumlarken tüm bunları düşündüm. Gerçekten hem kitabı hemmde kendi iç dünyamı düşünürken buldum kendimi

👉 Özetle: Uzak Dünya, göç, aidiyet ve kimlik üzerine yazılmış şiirsel ve dokunaklı bir kitap. Engel’in kalemi, sıradan insanların hikâyelerini olağanüstü bir duyarlılıkla anlatıyor. Okuru hem uzak diyarlara götürüyor, hem de kendi içinin en uzak köşelerine.

🎯Okumaya Değer Mi?
Kesinlikle evet. Her öyküyü okuduktan sonra birkaç dakikş durup düşünmenizi öneriyorum. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar!

Ayrıca instagram hesabımda paylaştığım alıntılara 

https://www.instagram.com/apricityblogunuz?igsh=MWJueDkzNDA1YjhkZw==

üzerinden göz atmayı unutmayın.

Sevgilerle,
Cheriniss

Yorumlar

Popüler Yayınlar