Bir Yaz Sabahı: Kalbe Düşen Nostaljik Esintiler

☘️Merhaba sevgili okuyucum, MaCheri!
  
 Bu yazıya bir pencere kenarında, hafifçe esen rüzgârın perdeyi usulca salladığı bir sabah vakti oturuyorum. Dışarıda kuşlar kendi şarkılarını söylüyor, ağaçların yaprakları güneşe göz kırpıyor. Hayatın tüm karmaşasına rağmen doğanın sükûneti hâlâ varlığının hissettiriyor...
 İşte bugün, tam da bu hissiyatla  sana kalbini ısıtacak küçük ama değerli güzellikleri hatırlatmak istedim. Çocukluğumuzdan kaln nostaljik,sıcak anılar, doğanın bize fısıldadığı o sade mutluluklar ve gündelik hayatın içinde gözden kaçırdığımız o narin detaylar...
   Bielikte geçmişin içimizi ısıtan sayflarını karıştırmaya ve doğanın, nostaljik anıların içten davetine kulak vermeye ne dersin?
  Şimdi gel... Çayını kahveni al. Birlikte yürüyelim hafif toprak kokan bu eski patikada.


°°°

🍃Toprak kokusunu içine çektiğin bir yaz yağmuru anı
  
  Yağmurdan sonraki o ilk kokuyu hatırlıyor musun? Hani, balkon demirine tutunup gökyüzünü seyrederken burnuna dolan o derin, serin toprak kokusu... Belki çocukken terlikle sokağa fırlayıp damlaların altında koşmuştun, özgürce, kahkahalarınla birlikte. Ya da belki de bir cam kenarına yaslandığında içinden şiirler geçmişti o serin havada. 
Belki hâlâ da yapıyorsundur bunu. Kulaklıklarını takıp yğmur yağarken yürümeyi seviyorsundur belki sen de benim gibi. Yağmurda ıslandıktan sonra hemen üzerimi değişmezsem hasta olsam da seviyorum yağmurda ıslanmayı. Belki sen de benim gibisindir MaCheri.
  Toprağın kokusu ciğerlerine dolduğunda kendini çok huzurlu hissetmiyot muydun? O koku, yalnızca toprağın değil, kalbinin en derin yerlerinde saklı kalan huzurun da kokusudur aslında. Saklı kalan bir huzurdur, bir anlık sükûnettir.

☀️Güneşle ısınan duvar kenarında oturmak
  
    Bir evin yan duvarına sırtını yaslamak... Güneşin yüzünü tatlı tatlı ısıttığı bir öğleden sonra. Ellerinde bir meyve suyu, belki bir misket belki de yalnızca sessizlik... O duvarlar çocukluğumuzun tanığıydı sanki. Sessiz ama güçlü. Her sabah doğan güneşle birlikte yeniden ısınır, bize kucak açardı. Şimdi hangimizin böyle bir duvarı var?
  Kimi zaman duvarın gölgesine bir kedi kıvrılırdı, kimi zaman da yanımıza oturup bizimle şen kahkahlar atan arkadaşlarımız olurdu. Sanki o sıcaklık güneşten değil de geçmişten gelirdi. Henüz bir sorumluluğumuz, boyumuzu aşan dertlerimizin olmadığı zamanlardı. 
  Şimdi şehir duvarları soğuk, yüksek ve uzak... Belki içimizde hâlâ güneşle ısınan o eski duvarlardan bir köşe vardır. Gözlerini kapattığında hâlâ hatırlıyorsan ve yüzün gülümsüyorsa, hiçbir şey kaybolmamış demektir.

🧺 Beyaz tül perdeleri uçuran esintili bir yaz günü

Evlerin o uzun camlarından içeriye dolan esintiyi hatırlıyor musun? Tül perdelerin dans ettiği, odanın güneşle yıkandığı, rüzgârın çocuk sesleriyle karıştığı o anlar… Belki anneannenin evinde, belki tatilde gittiğin yazlıkta… Ne zaman rüzgâr tülü havalandırsa, içimizde bir şey kıpırdamıyor mu hâlâ?


🌲 Piknik örtüsüne düşen karıncaların peşinden bakmak

Çocukken en çok eğlendiğimiz şeylerden biri de piknikte yere serilen örtünün üstüne uzanıp karıncaları izlemekti. Ellerimiz yapraklarla oynarken, gözlerimiz o minik canlıların telaşına takılırdı. Yiyecek taşıyan bir karıncaya yardım olsun diye elimize alır biraz ileri taşırdık hani...O zamanlar zaman daha yavaş akardı sanki. Şimdi ise bir karıncayı bile fark etmeden geçip gidiyoruz hayatın içinden. Belki bu yaz, yeniden bir örtü serip toprağa uzanmalıyız.


🍑 Şeftali suyunun çene altına aktığı günlerden biri

Bir şeftali ısırdığında, onun suyu çenenin altına damlamazsa o meyve yenmiş sayılmazdı bizce. O tat, yazın en güzel taraflarından biriydi. Tarladan yeni koparılmış gibi sıcacık ve mis kokulu. Eller yapış yapış olurdu, ama yüzümüzde koca bir gülümseme olurdu mutlaka. Oyunumuza geri dönmek için hızla yerdim şeftaliyi, her yerimize bulaşan o yağış yapış hissiyatı tam temizleyemeden güle koşa giderdik arkadaşlarımızın yanına. O günler, o damlalar, o tat hâlâ damağımızda…


🕊️ Akşamüstü gökyüzünü boyayan martıların çığlıkları

Denize uzak bir yerde olsak bile bazen martı sesleri gelir kulağımıza, rüzgâr taşır bize onları. Akşamüstü, güneş batarken gökyüzü pembeleşir ve martılar gökyüzünü çizerek uçar üstümüzden. O ses... bir tür huzur, bir tür hüzün… Belki yaz tatillerini, belki çocukluk denizlerini hatırlatır. Her ses bir anıyı taşır beraberinde.

🌿 Sabah çiyinin ayak parmaklarında bıraktığı serinlik

Erken saatlerde, uyandığında çıplak ayakların toprağa değdiğinde hissettiği o serinlik… Çiy taneleri minik bir mucize gibi, yumuşacık ve hafif serin. Belki bahar sabahlarından birinde, bahçede koşarken ya da sadece pencereni açıp bir an olsun dışarı baktığında yakaladığın o taze nefes. O serinlik, yeni bir güne başlamak için verilen küçük bir hediye gibiydi.

🍯 Balkonda ananemin yaptığı reçelin tatlı kokusu

Kavanozlarda saklanan ev reçellerinin kokusu... Balkona yayılan o mis gibi koku, bazen ekşi bazen tatlı, hep sıcacık. Ananemin reçel kavanozlarının üstünde bıraktığı renkli örtüler, yumuşak ışıkta parıldayan küçük bir hazine gibiydi. O koku, evin huzurunu ve samimiyetini taşırdı.


🍁 Sonbahar yapraklarının çıtırtısıyla yürümek

Ayaklarının altında kuru yaprakların çıkardığı ses… Her adımda çıtır çıtır kırılan yapraklar, sanki sana doğanın fısıltısını anlatıyordu. Sarı, turuncu ve kahverenginin bin bir tonu eşliğinde yürümek… Belki okul yolunda, belki bir parkta… O anlarda dünya hem sessiz hem hareketliydi.


🦋 Pencere önünde konan kelebeklerin renkli dansı

Bir yaz mevsimi öğleden sonrası, pencerenin önünde bir kelebek belirir. Kanatlarını nazikçe açıp kaparken ışık altında renkleri parıldar. Kelebeklerin o narin dansı, yaşamın hafifliğini ve güzelliğini hatırlatırdı. Belki gözlerini ona kilitlemiş, zamanın yavaşladığını hissetmişsindir. Belki de kelebeğe dokunup hissetmek...


🌾 Köy yolunda savrulan saman kokusu

Yaz sonu, akşamüstü… Köy yollarında, traktörlerin bıraktığı saman kokusu, toprağın sıcaklığı ve hafif rüzgârın kokusu birbirine karışır. O koku, emek, sabır ve yaşamın sürdüğünü anlatan en samimi işaretti. Belki büyükbabanın anlattığı hikâyelerin, belki anneannenin güler yüzünün ardındaki sıcaklıktı.

🌻  Bahçelerdeki ayçiçeklerinin güneşe doğru eğilmesi

Ayçiçekleri, sımsıcak sarı başlarını güneşe doğru uzatır. Her sabah güneşle buluşup enerjisini toplar. O görüntü, yaşamın devam ettiği, umutların yeşerdiği en canlı simgelerden biriydi. Belki evinin bahçesinde, belki uzaktan izlerken içini bir huzur kaplardı.

🌿 Ve şimdi...
Bazen bir papatya yaprağı, bazen güneşle ısınmış bir taş duvar, bazen de çene altından süzülen şeftali suyudur geçmişi hatırlatan…
Küçük şeylerin büyük huzurlar getirdiği o günlere dönemesek de, onları yüreğimizde yeniden yaşatabiliriz.

Çünkü hatırlamak, bir nevi geri dönmektir.
Ve anılar… rüzgârla savrulan tül perdeler gibi, bir yerlerde hep salınır durur.
Belki bir yaz günü bir çayırın ortasında, belki bir çocuğun ellerinde, belki de senin kalbinde.

Şimdi derin bir nefes al. Belki bu yaz, tekrar bir papatya falı tutarsın. Ya da sadece güneşin alnında, bir duvara sırtını verip gözlerini kapatırsın.
Kim bilir… Belki de o çok sevdiğin müziği açar, yağmur altında yürürsün yeniden.

Küçük şeyleri unutma. Çünkü en büyük huzur, onlarda saklıdır. 🍃

💛 Sevgilerimle,
Cheriniss

Yorumlar

Popüler Yayınlar